Peru gezimizde, ülkenin üçüncü büyük şehri Arequipa’ya varıyoruz.
Beyaz şehir Arequipa’ya sabah saatlerinde varıyoruz. Otobüsten inince ilk iiimiz yine otel aramak oluyor. 1-2 telefon konuşmasindan sonra bir otelde yer buluyoruz. Burası Peru’nun üçüncü büyük şehri, ve otel yürüyebileceğimiz mesafede değil. Tecrübe ettiğimiz taktik gereği, önce telefonda oteldeki kişilere taksinin terminalden kaç sol’e gideceğini soruyoruz. Daha sonra bir taksiyle pazarlık ediyoruz.
“5 soles”
“Me dicen 4 soles”
Fiyatı bildiğimi görünce ısrar etmiyorlar.
Arequipa’nin dar, arnavut kaldırımlı sokaklarında taksiyle dolaşırken, şehrin ilk görüntüleri penceremizin önünden geçiyor. Daha ilk 5 dakikada, Peru’da şimdiye kadar gördüğümüz en hoş şehrin burası olduğuna karar veriyoruz. Peru’nun bu kesiminde kültür, diğer bölgelerden daha farklı. Hatta burada da insanlar özerklik istemiş, kendi bayraklarını ve pasaportlarını hazırlayacak kadar da işi ciddiye almışlar. Hatta Peru’nun diğer bölgelerinde çok tutulan Cusco birası Cusquena’ya karşı kendi biraları Arequipenia’yı çıkarmışlar.
Farklı olan sadece kültür değil, coğrafya da değişik. Arequipa, şimdiye kadar uğradığımız yerler gibi okyanus kenarında değil, daha içerilerde, deniz seviyesinden 2600 metre yükseklikte, dağların arasında kurulmuş. Bu coğrafyanın etkisiyle hava daha serin ve kuru. Ve artık çöl yok, az da olsa gölgesine girebileceğiniz ağaclar var.
Otelden şehir merkezi yürüyerek 10 dakika kadar uzakta. Oraya gitmek için şehrin en hareketli sokaklarından birini kullanıyoruz. Her iki tarafta turistik lokantalar barlar, tur acentaları var. Şehrin yakınlarındaki dağların, El Misti’nin, Colca Kanyonunun resimlerini tur acentalarının afişlerinde görebiliyoruz. Burada, diğer şehirlerde karşımıza çıkan, şehir ve tarihi eser turlarından farklı olarak, daha çok dağ bisikleti ya da rafting turları göze çarpıyor.
Facebook’ta paylaş 


