Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘guelaguetza’

Bugün, Monte Alban kalıntılarını, ve El Tule’de dünyanın en büyük ağacını görmeye gidiyoruz.

Mıtla ruıns

Ruins of Monte Alban

Sabah arabaya atlayıp, şehrin yakınlarındaki Monte Alban kalıntılarına doğru yola çıkıyoruz. Olmec ve Zapotec egemenlikleri görmüş antik kent, dağlık bölgedeki en yüksek tepelerden birinin üzerine kurulmuş. Teotihuacan’ın kurak görünümünden sonra yeşil tepeler üzerindeki kalıntılar çok daha sevimli görünüyor. Şehrin binaları ve piramitleri, arka plandaki dağların önünde küçük kutucuklara benziyor.

Öğleden sonra yakınlarındaki bir köy olan El Tule’ye, dünyanın en büyük ağacını görmeye gidiyoruz. Gerçekten uzaktan bakınca, ağacın hemen yanındaki kilise bir oyuncak ev gibi görünüyor. Yüksekliğinin dışında asıl şok edici olan ağacın genişliği. Yaklaşık 1500 yıllık olduğu tahmin edilen ağacın 58 metrelik çevresini, kollarını açıp el ele tutuşmuş 50 kadar insan ancak sarabilir. 5 metre mesafeden ağacın iki yanını görmek için başınızı bir sağa bir sola çevirmemiz gerekiyor.

El arbol del Tule

El arbol del Tule, and the church next to it

Köyde koskoca ağaçtan başka görülmeye değer bir şey yok. Ama bir köşe başında, saçta yapılan gözlemeler gayet güzel.

Tekrar yola çıkıp, kızların kilim alışverişi inadına uyarak Santa Ana isimli köye uğruyoruz. Kilim alınmıyor, ama köyün fakir insanları, soluk sarı çiçeklerle süslü mezarlığı, halı işçileri, ve diğer ilginç görüntüleri, fotoğraflarımıza malzeme oluyor.

Buradaki işimiz de bitince, Mitla kalıntılarına gidiyoruz. Bu sefer kalıntılar ıssız bir yerde değil, bir kasabanın içinde, kaktüslerden oluşan çitlerle çevrilmiş bir alanda yer alıyor. Bir süre de burada, labirente benzeyen odalar arasında dolaşıyoruz.

Oaxaca City’ye döndüğümüzde hava kararmak üzere. Yemekten sonra, Guelaguetza denen yerel folk danslarını izlemek üzere bir bara gidiyoruz. Harika müzik, danslar ve yerel kostümlerin renkleri bize günün yorgunluğunu unutturuyor.

Reklamlar

Read Full Post »