Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Paracas’

Paracas, Peru

Mayıs 2006’da Peru’ya yaptığımız gezinin notlarını sizinle paylaşmak istedim.

Bu tatilden döndüğümde, Küba gezisindekine benzer bir şekilde, aldığım notları düzenlemeye başladım. Ancak yaşanan o kadar çok şey ve gezilen o kadar çok yer vardı ki, yazdıklarımı anlatmak birkaç sayfaya sığmayacak kadar uzadı. Bunu görünce Peru anılarını bir kitaba dönüştürmeye karar verdim. Günlük hayatın yoğun temposu içinde bu proje oldukça uzadı, şu sıralar da rötuşlar ve yazılanları gözden geçirme aşamasındayım.

Bu sayfalarda, hazırlamakta olduğum kitaptan alıntılar göreceksiniz. Umarım beğenirsiniz, ve eğer bir gün kitabım yayımlanırsa, bu blog’a sığdıramadığım daha nice maceraları kitaptan takip edersiniz.

Alıntılara Paracas Doğayı Koruma Bölgesi hakkında yazdıklarımla başlıyorum. Paracas, Peru’nun Pasifik kıyısında bir doğal koruma alanı. Çölün denizle buluştuğu bu bölgede, sıcak ve nemli bir havada, Paracas’ı ziyaret etmek için Pisco şehrinden bir tura katılıyoruz.

The cathedralRehberimizin adi Juan. Otobüsün arka koltuklarında oturan birkaç genç, sabah sabah kafayı bulmuşlar, ellerindeki şarap şişesini aralarında dolaştırarak Jim Morrison ve Nirvana’dan şarkılar söylüyorlar.

Bölgenin kontrol noktasında kısa bir mola verip kayıtlarımızı yaptırdıktan sonra tekrar otobuse binip rezervin birkaç farklı noktasına daha gidiyoruz. Rehberimiz, özellikle Katedral isimli bir yerden bahsediyor. Paracas konusunda dersimize yeterince çalışmamış olduğumuz için, buranın bir bina olduğunu düşünüyorum. Rehber, katedralin 30 küsür milyon yıllık olduğunu söyleyince de “herhalde yanlış duydum” diye düşünüyorum.

Otobüs çölün ortasındaki belli belirsiz toprak yoldan hoplaya zıplaya, ayaklarımızı yerden kese kese ilerliyor. Buraya araba kiralayıp rehbersiz gelmeye kalksak pusulasız ya da GPSsiz yolumuzu bulmanın ne kadar zor olacağını anlıyorum. Ara sıra, çölün ortasında yol tabelaları görüyorum. Bomboş coğrafyada tabelalar komik görünüyor, ayrıca işaret ettikleri yerlerde yol var mı yok mu anlaşılmıyor, çünkü değil asfalt, çölün geri kalanından farklı görünen bir avuç toprak bile yok. Sadece tekerlek izleri, bir de ara sıra görünen, bizim gibi zıplaya sıçraya ilerleyen bir otobüs var.

The cathedralSonunda bir yerlerde duruyoruz. Otobüsten inmeden önce Juan nereye doğru yürümemiz gerektiğini gösteriyor. O sırada arkadaki kafayı bulmuş gençler şarkılarına devam ettiği için sesini yükseltip, biraz da onları fırçalar şekilde uyariyor;
“Dikkatli dinleyin, daha dün 3 kişi katedralden düşerek öldü”. Sonra gençlerin duyamayacağı şekilde biz ön tarafta oturanlara fısıldayarak “iyi korkutabildim mi?” diyerek gülümsüyor.

Otobüsten inip yan tarafımızdaki bir tepeye dogru tırmanıyoruz. Birbirinden 500 metre kadar aralıklarla durmuş diğer birkaç tür otobüsünden de turistler tepeye doğru akıyor. Aramızdaki mesafe çok uzak olmamasına rağmen, alabildiğine uzanan çölün sarı topraklarında insanlar, karınca aileleri gibi görünüyorlar.

Tepenin üzerine çıkınca birden bir uçurumla karşılaşıyoruz. Karşımızda mavi okyanus, ve belki yüz metre aşağıdaki kayaları döven dalgalar. Kayalar bir yay çizerek okyanusun içine doğru bir burun uzatıyor, ve bu burunun ucunda, bir bacağı en aşağılara kadar uzanan doğal bir ark görüyoruz. Katedral dedikleri meğer bir bina değil, bu doğal, ortası boş, devasa kaya yığınıymış. Bir katedralin nasıl 30 milyon yıllık tarihi olabileceğini şimdi anlıyorum.

Boats in the desertTekrar otobüse doluşup toprak yola çıkıyoruz. Bir sonraki durağımız, yine rezerv sınırları dahilinde bir balıkçı kasabası. Burada geç bir öğlen yemeği yiyebileceğimizi söylüyor rehberimiz. Zaten, bir burunun ucuna yerleştirilmiş olan kasaba sadece küçücük lokantalardan ibaret gibi görünüyor. İskelede bir grup yerli birşeylerle uğraşıyor, meydanda lokanta sahipleri müşteri avlıyor. Menülerde balık seçenekleri, Cusquena marka biralar. Ben bir biradan sonra biraz dolaşıp balıktan dönen teknelerin, etraflarında yüzen pelikanların, teknelerde ağ saran çocukların fotoğraflarını çekiyorum.

İnsanlar karinlarını doyurup da dönüş saati gelince, tekrar Pisco’ya doğru yola çıkıyor, bir saat kadar sonra otellerimize bırakılıyoruz.

Bu dizinin diğer sayfaları: 2, 3, 4, 5, 6

Add to Technorati Favorites

Reklamlar

Read Full Post »